Bu hafta da acısıyla tatlısıyla geçmek üzere. Yarın arife olması sebebiyle yarım gün ders yapıcaz. Okulların domuz gribi nedeniyle tatil olabileceği söylentileri de var tabii...Bana sorarsa gelip de bir yetkili buna hiç gerek olmadığını söylerim. Sınıflarda artık gelmeyen ve hasta sayısı o kadar çok değil. Ayrıca bu domuz gribi bir Türkiye'de sanki,diğer memleketlerin yetkilileri düşünmüyor çocuklarını.Sanki toplu olarak panikletilmeye çalışıyoruz. Neyse,birdenbire bu konu hakkında hiç konuşmak istemediğimi farkettim.
Bugün Zeynep adlı öğrencim okula hamsterını getirdi. Sanki insan duyunca sosyete işiymiş gibi geliyo kulaklara hamster beslemek lakin öyle değilmiş. Zeynep,hamsterı çok istemiş.Babası da çok istiyormuş ama annesi ne der diye korkuyormuş.Bunun üzerine gurbetten bir çalışma dönüşü sonrası gitmiş Samsun'a almış hayvanı. Yine Zeynep'in deyişiyle annesi sinir hastası olduğu için iki hafta yatmış ;ama sonra alışmış. Şimdi bütün aile çok seviyormuş. Bir gün önce de ben iki öğrenciye performans ödevi vermiştim. Zeynep ile hamsterı hakkında röportaj yapacaklardı. İşte adı neymiş ,kaç yaşındaymış .ne yermiş ne içermiş böyle fasulyeden sorular hazırlıycaklardı ingilizce olarak. Sınıf ne olur Zeynep hamsterını getirsin diye yalvarınca,olmaz siz çok gürültü yaparsınız hayvan korkar,korkudan da ölür gibi bir açıklama yaptım. Sınıf yapmayız öğretmenim lütfen dedi yine bir uğultu ve gürültü bombardımanı içinde. Bakın dedim,yine yapıyorsunuz. Zeynep de aslında gürültüye alışkın birşey olmaz dedi. Ben ne dedim hatırlamıyorum geri cevap olarak. Bu sabah da sınıfa bir girdim bütün sınıf sessiz Zeynep'in hamsterı Pıtır'a bakıyor. Şaşırsam mı gülsem mi,gülersem neye gülsem ,kaydırağından kayan Pıtır'a mı karar veremedim. Ben Pıtır'a bakarken öğrenciler yine başına toplandılar ,kalabalığı çığlıklarımla dağıttım. Benden önce çoğu öğretmen Pıtır'ı görmeye gelmiş ,hatta müdür de gelip bu hayvan tehlikeli aslında demiş.
Bu hafta bir de öğretmenler günüydü. Öğretmenler gününü kutlayıp hediyesini verenler bir tarafta ,hediyesiz kutlayıp yarına getireceklerini söyleyenler diğer tarafta. Ben kendi sınıfıma hediye almalarını yasakladım. Sadece kapının önünde çiçek yetişiyorsa onu getirebilirler bi de şiir yazıp okuyabilirler. Şiirlerini okudular,yazıp verdiler çok da hoşuma gitti. Bir öğretmenler gününde ,birkaç sene evvel sanırım,bi sınıf ben içeri girince öğretmen şarkısı söylemişti çok duygulanmıştım. Bu da enn güzel öğretmenler günü anım.
Öte yandan Yunus diye bir öğrencim var. Çok değişik bir çocuk. Mesela ilkokul dördüncü sınıfa kadar hiç konuşup yazmamış. Ben de dördüncü sınıfta tanıştım,çok tatlı. Benle arası gayet güzel ama yine de pek konuşmuyor. Ben nöbetçiyken koridorda yürüyor ama sadece sorduğum sorulara cevap veriyor,gözlerimizle konuşuyoruz. Bugün bana hediye almış müzik kutusu gibi birşey,onun nasıl kullanıldığını gösterdi .Çok teşekkür edip,öptüm Yunus'u. O da bana hediye paketinin üstünde duran 'Canım Öğretmenim'çıkartmasını gösterdi,konuşmayı çok da sevmediği için.O gösterince ben teşekkür ettim bu söylemiş kadar olduğu güzel sözü için ve kucakladım. Sonra biraz yanımda durup el sallayarak ama hoşçakal demeden yanımdan ayrıldı. Yani insan isterse sevgiyi anlatmanın bin tane yolu var.İşaretmiş,vücutmuş bakışlarmış. Bu aralar yazma ve paylaşma enerjisiyle pek dolu değilim. Bayram tatilinden sonra görüşmek üzere.